bağnazlık

15 Tem 2012

ortaokul kompozisyonlarının başlıklarına benzedi farkındayım. bu kısmı kabul ediyorum. fekat başlık standardizasyonu diye bir olay var. sonra başka yere taşıyorlar entryleri, hepsi sırıtıyor. şimdi misal orta çağa gitsek, bunlar yeni yeni buluyorlar porseleni felan. hatta çinlilerden çalamıyorlar formülünü de yanlış yapıyorlar uzun zaman. neyse işte gitsek bunların yanına desek ki "bak sayın(!) burjuva, üs kesimim diye hava yapıp eziyorsunuz milleti. şimdi ayağımın altına alırım, parçalarım." yok pardon bu değildi. hep söyleme istemişimdir ama şimdi sırası değil. hoş misal filan ama ta orta çağa gitmişsin, bundan daha uygun bir zaman var mı çemkirmek için ama neyse. nerde kalmıştık, ha desek ki, "bak siz porselen tabaklarda filan yemek yiyorsunuz, bunu bir lüks, bir üstün kesim aparatı olarak görüyorsunuz ama kazın ayağı öyle değil. bak bundan bilmem kaç yıl sonra bütün halk porselen tabakta yemek yiyebiliyor. artık bir lüks değil tercih oldu bu. hepimiz de çok rahatız. hem bak, ne kadar paran olursa olsun, yapabileceklerin sınırlı. şimdi canın istese kalkıp ingilteredeki kuzenini görmeye gitsen. böyle amele gibi seksen saat yol gideceksin, hem de at arabasıyla. halbuki teknolojiyi geliştirseniz, bu paralarınızı, olanaklarınızı halka açsanız. bilimin her türlüsüne destek verseniz, kuzeni özlediğinde açarsın telefonunu en 3g lisinden, bakarsın yüzüne sonra kapıda biri var dersin bir daha da aramadan önce bu kadar özlenir mi lan bu adam dersin. neyse işte demem o ki bilimin önemini anlasanız hem bugünkünden daha rahat yaşarsınız, hem de halk sizi sever. farklılıklar olmazsa hayat daha güzel olur." ama anlamazlar. çünkü görmüyorlar ve daha kötüsü görmek istemiyorlar. günümüze uyarla bu durumu. git abrahamoviç'e olmadı paris hilton'a (bu kızın adı da bir türlü aklıma gelmiyor) böyle böyle de, anlat durumu. şimdi bütün olanaklarımızı bilime yönlendirsek. iki güne kalmaz ay'a üst kurarız. oraya da ışınlanarak gideriz anasını satıyım. yok anlamaz. halbuki biri artık yaşını başını aldı, kalan günü yaşadığından az. biriyse ne yapacvağını şaşırdı yok alkoldü yok partilerdi. kardeşim biliyoruz sıkar bir yerden sonra. artık hiçbir şey tad vermez. bakmayın şimdi siz "bu kadın partiden partiye koşturuyor oh köpüklü köpüklü eğleniyor" diyorsunuz. insan her gün bal yese ondan da bıkar. neyse işte durum bu, anlatabildiğim ve anlayabildiğiniz kadarıyla en azından.

Siddhartha -- om

5 Haz 2011



özellikle om'u dinlemenizi tavsiye ederim.

,,

3 Haz 2011

otobüsler sadece yalnızdır, içindeki o kadar insana rağmen hem de.
oysa bir otobüs, otobüs olmak için gereken her şeye sahiptir.
koltuklar, çamurluk ve bir plaka ve yine de o otobüs yalnızdır oysa.
ve yağmur söndürüyor, mazgaldaki tüm izmaritleri.
halbuki ben bir izmaritten beklenecek her şeydim.
dumansı, pislik, şatafatsız ve eğik.
yağmur söndürüyor beni,
ve yağıyor diye üstelik bir yağmura,
kızamazsın ki,,,
kabus şuydu; yağmur yağacaktı ve sen ıslanmayacaktın, güneş seni ısıtmayacaktı, onun var olduğunu bilecektin ama gözlerin onu görmeyecekti..
belki en büyük kabusun, damarların vardı ve kanamıyordu, kanatamıyordun belki de. ölmek istiyordun ama sadece istiyordun ve belki yaşamaktı istediğin ama olmuyordu..

Roxanne

angut kuşu

20 May 2011

m- angut kuşu şehir bahçesi. angut kuşu zakkum gölge ve tüy dallarda. yıka, biricik, bir, damlaları. gözyaşlarının.geçmeyi bıraktırmaya evlerin sis çatışı. yakın sonsuzluklardan güvey fenerleri. uyan ey göv, kum dalgalarını yıka şarkınla
k- vay canına
m- kız gözü durulu, dalgalı deniz.
k- vay canına
k- kıyıları ırakların tüm şaha kalktığı ırmak. ölçümsüz ölçülü uza, derin avluda. da da
m- hayda
k- havadan ve denizden gül, kırma şarkısını yellerin! karaşın ilk anlayan gözlerinle baktım uzağa. ğa ğa ğa
m- haydaaa.
k- kalbim, içinde balkı, ilk yazı, atta durur tarlası. sevi bahçesi. si. si. si. angut kuşu ah, ahuyu bebe tanımadan, tınısı sesimde pullanması, beynimin, lekeli. sularla. haydaa, breh
m- hoppa
k- hop hop hop
m- bilinçsiz doğum.
k- angut kuşu ah! ahuyu bebe tanımadan, tınısı sesinde, göl pullanması.
m- angut kuşu!
k- beynimin, lekeli sularla!
m- gölge ve tüy durur dallarda
k- su! yıldız gece akıl taşları kımıldamakta! arıyı ve dağ çiçeklerini ruh bilip, gecikti, gelecek piçi. haydaa
k- haydaa